WALTER MİTTY' NİN GİZLİ YAŞAMI

           “Walter Mitty’nin Gizli Yaşamı”, yönetmenliğini ve başrolünü Ben Stiller’ın üstlendiği bir Amerikan yapımıdır. Filmde Stiller’a Kristen Wiig, Sean Penn ve Adam Scott eşlik etmektedir. Komedi, romantizm ve macera ögelerini bir araya getiren yapım, farklı türleri harmanlayan anlatım yapısıyla öne çıkmaktadır.

          Film, gündelik yaşamında oldukça çekingen olan, ancak hayal dünyasında son derece cüretkâr bir kişiliğe bürünen Walter’ın hikâyesini konu edinmektedir. Orta yaşlarında olan Walter, uzun süredir birbirinin neredeyse tıpatıp aynısı günler yaşayan, tekdüze bir hayat sürmektedir. Life dergisinde fotoğraf arşiv müdürü olarak görev yapan Walter’ın bu rutini, derginin dijitalleşme sürecine girmesiyle sarsılır. Küçülme ve işten çıkarmaların artması çalışanlar arasında belirgin bir gerginlik yaratırken, Walter’ın derginin son basılı sayısının kapak görselinin kaybolduğunu fark etmesiyle asıl hikâye başlamaktadır.

        Bu süreçte Walter, iş yerinde ilgisini çeken bir kadına karşı duygular beslemekte, ancak çekingen yapısı nedeniyle ona doğrudan açılmaya cesaret edememektedir. Bunun yerine bir arkadaşlık sitesi aracılığıyla iletişim kurmayı dener. Fakat bu girişim, Walter’ın içsel boşluğunu gözler önüne serer. Site üzerinden aldığı bir uyarı —“yaptığınız şeyler ve gittiğiniz yerler boş bırakılmış”— onun için bir dönüm noktasıdır. Walter, yaşamının ne kadar sıradan, hayallerden ve deneyimlerden yoksun olduğunu fark ederek kendi varoluşsal krizine sürüklenir.

        Psikolojik açıdan bakıldığında Walter, gündelik yaşamında bastırdığı arzu ve cesaretini hayal dünyasında açığa çıkaran, dolayısıyla gerçeklikten hayale sığınarak varlığını sürdüren bir karakterdir. Çekingenliği, iletişimde kuramadığı köprüleri, hayallerde telafi etmesine yol açar. Ancak bu telafi, gerçek yaşamla arasındaki mesafeyi daha da derinleştirir. Hatta bazen gerçek dünyada görmesi gerekenleri göremediğini ve aslında olamayan bir dünya ile hayatı ıskaladığını görürüz. Onun arkadaşlık sitesinde yaşadığı yüzleşme, aslında bilinçaltında uzun süredir var olan duyguların açığa çıkışıdır. Bu yönüyle Walter, yalnızca bireysel bir karakter değil; aynı zamanda modern çağın rutinleşmiş, üretkenlik baskısı altında sıkışmış bireyinin de bir temsili olarak okunabilir.

         Karakter bahsedilen varoluşsal sorgulamaları yaşamaya başladığı sıralarda annesinin taşınma sürecinde bulduğu eski bir gezi defteri ile bu sorgulamaları derinleştirir. Bu defter, babasının ona hediye ettiği ancak Walter’ın hiç kullanmadığı bir defterdir. Babasını kaybettiği sene, sorumluluk ve düzenli bir iş sahibi olma tercihini seçen Walter, hayallerini bir kenara bırakmıştır. Bu süreç, onun hem içsel dünyasında hem de gerçek hayatta bir dönüşüm yaşamasını sağlar; hayal ile gerçek arasında kurduğu köprü, yaşamının rengini ve anlamını yeniden belirler.

        Walter, hayaller ile gerçek arasındaki dengeyi sorgulamaya başlamaktadır. Film, hayal kurmanın yalnızca bir kaçış değil, aynı zamanda kişisel cesaret ve kendini ifade etmenin bir yolu olabileceğini gösterir. Ancak hayal dünyasına fazla dalmanın gerçek yaşamı kaçırmaya yol açabileceğini de hatırlatır. Walter’ın deneyimleri, varsayımların ve ertelemelerin hayatı nasıl yönlendirdiğini ve gerçek deneyimlerin değerini gösterir.

        Film, zaman zaman filtre kullanımıyla çekilmiş hissi vererek izleyiciye doğallıktan uzak bir görüntü sunar. Estetik açıdan göz alıcı fakat oldukça yapay bir anlatı sunarken, karakter derinliği ve psikolojik çözümlemeler de başarılı bir şekilde işlenmiştir. Ben Stiller’ın performansı, Walter’ın içsel dünyasındaki çelişkileri ve gelişimini izleyiciye aktarmakta etkili olur. Bahsedilen film, yalnızca eğlenceli bir macera filmi değil; aynı zamanda kişisel potansiyelimizi keşfetmeye, hayallerimizi gerçeğe dönüştürmeye ve yaşamın sıradanlığını aşmaya dair bir hikâye sunar.

        Filmin son sahnesinde, Walter' ın kayıp olan fotoğrafı başta fazlasıyla önemsemediğini ve görmek istemediğini görüyoruz. Ancak şans eseri, söz konusu fotoğrafın kendi habersiz çekilmiş haliyle karşılaşınca büyük bir şaşkınlık yaşar. Bu sahne, zaman ve yaşam içinde kendimizi küçümseyip değersizleştirmemize ve çoğu zaman görmezden gelmemize benziyor. Ancak hayat, kendi değerimizi önümüze koymakta kararlı gibi görünüyor; geriye düşen tek şey bunu fark edebilmek. Walter Mitty’nin Gizli Yaşamının, kendini fark edemeyenler için fark etmeye ışık tutan bir deneyim olmasını umuyorum. Sanatla kalın, iyi kalın.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KEL DİVA TİYATRO OYUNU ELEŞTİRİ YAZISI

SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ TİYATRO OYUNU ELEŞTİRİ YAZISI

MAJESTİK TİYATRO OYUNU ELEŞTİRİ YAZISI