LOVE ME IF YOU DARE ( CESARETİN VAR MI AŞKA ? )

    
     Yönetmenliğini Yann Samuell'in üstlendiği Fransız yapımı filmin başrollerini Marion Cotillard ve Guillaume Canet paylaşıyor.

    Filmin adını ilk gördüğünüzde romantik bir film izleyeceğiniz hissine kapılabilirsiniz. Fakat film, romantizmin ötesinde ilişkileri çok daha gerçekçi bir pencereden ele almamıza olanak sağlıyor.

    İlk başta çocukluğun renkli dünyasında tanışan iki çocuk görüyoruz. Aslında "iki çocuk" diyoruz fakat bu çocuklar çocukluklarını yaşamakta zorlanıyorlar. Yetişkinlerin üzerlerine bıraktıkları kara bulutların altında, kendi buldukları bir oyunla ayakta kalmaya ve çocukluklarını korumaya çalışıyorlar.

    Yaşları küçükken bu oyun; azar yemelerine, kuralları zorlamalarına ve çocukluklarını haylazca yaşamalarına olanak sağlıyor. Fakat yetişkinliğe geçerken işler aynı şekilde ilerlemiyor. Yaşları ve bedenleri büyüyor ama onlar kendilerini iyi hissettikleri bu oyunu bırakamıyorlar. Böylece büyük bedenlerin içinde çocuk kalmaya devam ediyorlar.

    Ne yazık ki hayat bizden zamanı geldiğinde yetişkin olabilmemizi istiyor. Bunu başaramadığımızda ise hayatla baş etmek giderek zorlaşıyor. Film boyunca karakterler bunu kimi zaman acıyla, kimi zaman hüzünle deneyimliyor.

    Çocukluklarının üzerinde kara bulutlar gezdiğini söylediğim bu iki karakterin duyguları yaşayış biçimleri ise birbirinden oldukça farklı.

    Sophie, hayatın zor şartlarını bu oyunla atlatmaya çalışsa da sevmek ve var olmak konusunda çaba gösteriyor. Onu en iyi tanıyan kişi olan Julien'den de çoğu zaman bu çabanın görülmesini bekliyor. Kimi zaman umutsuzluğa kapılsa da Julien'i bırakamıyor ve yoluna tam anlamıyla devam edemiyor. Hep bir beklentinin içinde yaşıyor.

    Julien ise çocukluğunda yaşadığı acıları dünyadan öç alırcasına taşımaya devam ediyor. İçindeki öfkeyi en yakınındaki kişiye, yani Sophie'ye yönelterek büyüyor. Ergenlik döneminde başka kızlarla vakit geçirirken Sophie'nin incineceğini bildiğini düşünüyorum. Buna rağmen bunu yapmaya devam etmesi, zaman zaman onu bilerek acıttığı hissini uyandırıyor.

    Yıllar sonra karşılaştıklarında Sophie kendi yoluna gittiğini söyleyerek otobüse binip uzaklaşırken Julien'in peşinden koşmaya başlaması da bunu destekliyor. Sanki elinden en sevdiği oyuncağı alınmış bir çocuk gibi davranıyor. Elinde olan sevgiyle ne yapacağını bilemeyen, uzaklaşınca ise kaybetmek istemeyen biri gibi...

    Julien büyümeyen bir çocuk gibi davranıyor. Çoğu zaman bu eğlenceli hali Sophie'ye de iyi geliyor. Fakat onları hiçbir zaman bir adım ileriye taşımıyor.

    Yakınlıklarının yangını ne büyüyüp kocaman bir ateşe dönüşüyor ne de tamamen sönüyor. İçin için yanmaya devam ediyor.    

    Julien'in Sophie'yi rayların üzerinde ölüme terk ettiği sahne ise beni film boyunca en çok etkileyen sahnelerden biri oldu. O an ilk hissettiğim şey, Julien'in Sophie'yi kaybetmekten korkmadığıydı. Hatta bir noktada Sophie'den çok adrenalinin peşinde olduğunu düşündüm. Kaostan beslenerek hayatta kalan bir karakter gibi geldi bana.

    Araya giren yıllar ne bu iki büyümeyen çocuğu bir araya getirebiliyor ne de onları kendi kurdukları yapay dünyalarda mutlu edebiliyor. İkisi de hayatta kalmaya devam ediyorlar ama aslında yaşamıyorlar.

    Ve bana kalırsa bu yaşamama hali bir süre sonra gerçeğe dönüşüyor.

    İzleyenlerin ruhunda eminim Julien'e duyulan öfke, akıllarında ise tek bir soru kalıyor:

    Gerçekten böyle bir sona gerek var mıydı?

    Sona gelinen anda Julien'in "Ben artık birlikte olmaya hazırım." cümlesi ise eminim sadece beni çileden çıkarmamıştır. Çünkü insan ister istemez düşünüyor; bunca yıl boyunca yaşanan onca şeyden sonra söylenecek cümle gerçekten bu muydu?

    Belki siz filmi izlediğinizde benimle aynı fikirde olmazsınız. Belki de bu hikâyeyi büyük bir aşk hikâyesi olarak görürsünüz. Fakat ben filmi bitirdiğimde içimde romantizmden çok öfke ve hüzün kaldı.

İzleyecek olanlara şimdiden güçlü seyirler diliyorum.

Sanatla kalın.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

WALTER MİTTY' NİN GİZLİ YAŞAMI

HAYATA RÖVEŞATA ÇEKEN ADAM

MEMOİR OF A SNAİL